1 Aralık 2023 Cuma

Aralık.

Kış eşikten geçti bile; ama ben sana bir çiçek uzatıyorum. Bu çiçeği bana küçük kuzenim uzatmıştı. Düşünceli, tatlı bir kız. Bu düşünceli ve tatlı kız, o geçmiş gitmiş anı işte şimdi düşündüğüm tatlı bir ana çevirmiş oldu. Sen de sever misin, sana bir şeyler uzatılmasını; ne tatlıydı diye düşüneceğin bir şeyleri almayı.

Almayı bilmek önemli. Çoğu durumda, hayatımızda olmasını istediğimiz şeyleri almayı bilmediğimizi düşünüyorum. Genelliyor muyum? Belki. Sen biliyorsan şanslısın. Ama bence herkes az veya çok biraz şaşkındır. İstediği bir şeyler ona verilse bile bocalayabilir. Bir şeyleri isteriz. Bazıları pek çok şey(ler)i ister hatta. Taşıyamayacağı kadar çok şeye sahip olmak isteyen insanlar da vardır. Sen nasılsın? Bana söylemene gerek yok. Açgözlü müyüm, tokgözlü müyüm? Bu terslikte bir iş mi var? Yoksa ama hep de işler ters mi?.. Öyle mi? Sahiden böyle mi? Veya böyle mi olmalı? Şöylesi olsa nasıl olurdu demeli mi? Bence tokgözlülük de en az açgözlülük kadar tehlikeli bir alışkanlık.

Bir ters bir düz kazaklar öreceğimiz ve Didem Madak şiirlerinin (işte bir hediye için tıklayabilirsin) sahlep eşliğinde güzel gideceği bir ay aralık. 2024'e kadar aralığın aralıklarından bakalım 2023'e ve hatta belki de ondan öncesine. O yıllarda kimdik? Bence bunu bir fark edelim. Ben her yıl değiştiğimi hissediyorum. Herkes her yıl değişir, bu bir gerçek. Ama ben cidden, her yıl, kökten değiştiğimi ve adeta yavaş yavaş başka birine dönüştüğümü düşünüyorum. Bu değişim hep vardı belki de; ama ben bunu ''almayı'' kabul ettiğimden beri, kendime daha çok değer veriyor, kendime saygı ve sevgiyle yaklaşıyorum.

Dünyaya da sevgiyle bakıyorum. Bunun pratiklerini yapmak önemli. Seninle pek çok Mutluluk Yazısı'nda buluşmuştuk hatırlarsan. O yazılarımda sana güzel bulduğum şeyleri göstermek için içimde bitmek bilmeyen bir heves ve heyecan vardı. Daha önceden de görmüyor muydum sanki dağı taşı çiçeği kediyi kuşu toprağı yıldızı Güneş'i Ay'ı... Daha önce hiç çikolatalı puding yememiş miydim? Birileriyle sohbet ederken gülmemiş miydim? Gözlerimi parlatan bir şeyler bulmamış mıydım? Hepsini yapmıştım. Hepsini yaptığımı idrak da etmiştim. Mutlu da olmuştum. Ama tüm bu mutlulukların kaynağının kendim olduğunu anlayamamıştım.

Küçük mutluluklar edebiyatı yapan biri değilim. Bazı durumlarda bunu samimiyetsiz bile buluyorum itiraf etmeliyim. Hem ''küçük'' yakıştırmasını da komik buluyorum. Kime göre küçük, neye göre küçük? Mesela bence yıldızlar evrendeki eeeeennnn büyük şeyler ve eeeennnn büyük mutlulukları yüreğime dolduruyorlar. Senin doldurmuyorlar mı? O halde neden onlar ''küçük mutluluk'' kategorisinde değerlendirilsin ki? Veya neden insan kendine ait hisleri ''hımmm şu his şu bölmeye, bu his şu bölmeye,'' diye buzdolabı yerleştirir gibi yerleştirsin? Sence de komik değil mi? Komik çünkü hayat bir bütün. Hepsi bir bütün. ''Büyük'' mutluluklar da, ''küçük'' mutluluklar da; işte sadece kocaman bir BEN ediyor.

Sanırım ben sevmeyi seviyorum sevgili okur. Her şeyi sevmiyorum. Ama sevmeyi seviyorum. Çünkü böylece sevdiğim şeyleri seven yanlarımı görüyorum. Böylece, kendimi seviyorum. Geçmişteki, her bir yıldaki, İlkayları da seviyorum. Gelecekte bugünüme bakarken de geçmişimde sevebileceğim bir İlkay bırakmak istiyorum. Hatta hayatımın ana amacı bu diyebilirim.

Sen kendinde gerçekten en çok neyi seviyorsun?

Peki sen geçmişten bugününe ve\ veya gelecekten bugününe seslensen; kendine ne derdin? Kendinde neyi görmek isterdin? Kendinde, benliğinden bahsediyorum, neyi görmezsen pişman hissederdin?

Hoşça kal.

Güzel bir ay dilerim.

:)


bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsin.





12 yorum:

  1. Kış geliyor, heyecanlıyım. Çünkü en sevdiğim mevsim. İnşallah güzel, sağlıklı ve mutlu bir şekilde geçiririz bu kışı.
    İnsanların değişmesi iyi bir şey. Eğer kişi kendini olumlu yönde değiştirip geliştiriyorsa…
    Senin adına gelişen değişimlere sevindim. :)
    Kendimde en çok gülümsemeyi ve gülümsetmeyi seviyorum.
    Ben de sana güzel bir ay diliyorum ve gülümseten yazın için de teşekkür ediyorum.
    Sevgiler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün ben de kışı sevdiğimi düşündüm ama sanırım benim sevdiğim kış İzmir kışı :)) Çok soğuk havalara gelemiyorum, tıpkı çok sıcak havalara gelemediğim gibi. Baharın ılıklığını tercih ederim. Sanırım fazla rahatıma düşkünüm ya da bilmiyorum bunun gibi bir şey. :)
      Bence de olumluya doğru değişim yaşamak önemli. Ve yine bence, insanın kalıcı olarak yatırım yapabileceği tek şey kendisidir.
      Çok güzel bir özellik. :)
      Ne demek efenim asıl ben teşekkür ederim güzel yorumun için. Çok sevgiler. :)

      Sil
  2. Yıllar insanı değiştiriyor. Bende ise temel özelliklerimin değişmediğini görüyorum. Yani ufak tefek değişimler oluyor tabi. Eskiye göre belirsizliklere daha tahammüllüyüm. Yarının her şeyi getirebileceğini düşünüyorum çünkü. Daha sabırlıyım artık.
    Yazın yine ilham verici. Samimi şekilde bunları yazabilmek ne güzel. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben mesela hala çabuk sinirleniyorum. :) Bu özelliğim neden değişmiyor bunun da farkındayım bu arada. Çünkü içten içe, değişsin istemiyorum. Bu özelliğimde tutunduğum bir şeyler var. İnsan kendinde gelişim görmek istiyorsa, gerçekten istiyor olmalı. Yoksa bilinçaltımızda ve hatta bilincimizdeki nedenler mazeretlerimiz olabilir. Bunu kendimize çoğu durumda dillendirmesek de, olayın bundan ibaret olduğunu düşünüyorum. Çoğu insanın değişmeme nedeni de bu. Değişmiş değişmemiş takmıyor ki, tabi aynı gelir aynı gider. Her neyse. :)
      Belirsizlikler hakkında ben de telaşlı sayılmam. Yani evet, insanım ve gerçekten takıntılı biriyimdir ama her şey olacağına varacaktır. Boş yere kaygı üretmek yerine yapılması gerekeni yapmak daha mantıklı. Bilmiyorum, sanırım kuantum sıçraması dedikleri o ruhsal sıçramayı az buçuk başardım dım dım. :) Yani daha rahat oldum. Bu da dediğim gibi kendim üzerinde çalışmamla oldu. Bir yılda da olmadı. Daha öncesine uzanıyor. Hala bitmedi ve bitmeyecek de. Çünkü insanın durağan kalması zaten mümkün değil. Veya mümkün olmasın zahmet olacak. :)
      Yani demem o ki, en önce kendimizi dinlemeliyiz. Böylece neyi yaşıyoruz (hayatımızı kastediyorum, hayat nedir mesela), nasıl yaşıyoruz, gerçekten ne önemli, neyi istiyoruz, neden istiyoruz, gerçekten mi istiyoruz, ben dediğimiz kişiyle gurur duyuyor muyuz, nasıl olsa duyardık (başkasının gözünden değil ama, kendi gözümüzden bakarsak. Mesela falanca benimle gurur duysa ben de duyardım ''bence'' geçersiz bir yanıt) bugün hayatımız bitse ne bizi üzerdi...
      Bu sonuncu soruya çoğu kişi mal mülk aşk meşk olarak bakar sanırım. Oysa bence daha önemli şeyler var. Bunları deneyimlememizi sağlayan en önemli şey: Kendimiz. Böyleee :)
      Yorumun için teşekkür ederim. Yine çenemin düşeceği olan bir ana denk geldi yorumunu okumam, uzattım bu nedenle. Güzel bir ay diliyorum ve sevgilerimi gönderiyorum. :)

      Sil
    2. Evet kendimize sormamız gereken çok soru var. Buna göre de sonraki adımlarımızı belirliyoruz. Ben kendimden memnunsam değişikliğe gitmiyorum, başkalarının belli konularda zorlaması ise daha da inat etmeme neden oluyor. Bana göre doğruysa neden değişeyim? :)) Güzel sohbet oldu bence, ben de güzel bir ay geçirmeni dilerim. :)

      Sil
    3. Evet, zaten bence tam da bu nedenle, yani ''değişim'' dediğimiz olayı kendimiz için mi, başkası istediği için mi, yoksa başkalarına ayak uydurup herkes gibi olmak için mi istiyoruz anlamak için kendimizi tanımanın önemli olduğunu, bunun da ancak sorular sorarak gerçekleşebileceğini düşünüyorum. Bunu zaten bence bilinçsizce de yapıyoruz, yani böyle açık açık soru yağmuru yaşamamız da gerekmiyor diye düşünüyorum. Tabii bu konulara açık olmak önemli. Kişi neyi neden yaptığını bilmek istemiyor da olabilir neticede.
      Evet, güzel bir sohbetti. :)

      Sil
  3. Değişim sana ne vermişti de daha önce almayı kabul etmemiştin? Şimdi almayı kabul ettin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence bunlar çok büyütülen kelimeler. Çünkü herkes değişir. Alma verme dengesi de genel bir durum. O dengeyi sağlamazsak zaten dengesizlik oluşur. Mesela hep alan veya hep veren konumda olmak söz konusu olamaz. Yoksa kişi eninde sonunda patlar yani örneğin en basitinden depresyona girer veya ramak kalır. :)
      (Doktor veya yatırım tavsiyesi değildir. Benim az buçuk spritüel, az buçuk etrafı gözlem, tama yakın iç gözlem ve biraz da psikolojiden besleneyazan fikrim bu gibi gibidir.)

      Sil
  4. foti ve hikayesi çok tatlı, en baştaki :) iyi işte, olumlu yönde değişiyorsun ne güzel :) sevmek hıhıms eveet :) olumlu düşünürüm, bunu severim, belki de olumlu düşünmek daha kolay olduğu içindir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eveeet :) Bence bu biraz da kişinin karakteriyle ilgili bir durum. Yani senin kişiliğin olumlu düşünmeye yatkın olabilir. Bazısı da depresif mizaçlıdır mesela. Bence önemli olan toksikleşmemek. Yani toksik pozitiflik veya kendine psikolojik veya fiziksel zarar vermeye varan negatiflik zararlı diye düşünüyorum. Çünkü yaşamı olumsuz etkiliyor ve gerçek dünyadan uzaklaştırıyor.

      Sil
  5. Hayat iyi ve kötü yanlarıyla iç içe. Bir bakıyoruz iyi şeyler oluyor bir bakıyoruz kötü. Bir şekilde o zamanlar geçiyor, büyüyor değişiyor ve farklı gözlerle bakıyoruz her şeye. Ve yine iyi kötü her şey sırası geldiğinde sahnedeki yerini tekrar tekrar alıyor ve biz de tekrar tekrar değişip büyüyor ve yine her şeye hazır hale geliyoruz. Çünkü inanıyorum ki herkes için her zaman minnet duyacağı, şükredeceği çok şey vardır hayatında ona güç veren.

    YanıtlaSil

Diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.