20 Haziran 2023 Salı

Merhaba, Yeniden.

Blog yazmak bana kendimi evimdeymişim gibi hissettiren şeylerden biri. Biriydi demiyorum, çünkü hala öyle. Yazmak başlı başına büyülü. Yazarken, sanki içimde bir yıldız varmış da onu serbest bırakıyormuşum gibi hissediyorum biliyor musun? Ne yazdığımın, ne kadar yazdığımın, hatta yazdıklarımın ne denli başarılı olduğunun dahi bir önemi yok. O bir yıldız. Tüm o gördüklerim, duyduklarım, tattıklarım, konuştuklarım ve dokunduklarımdan kopup gelen bir yıldız. Yazdığım her şeyi tüm ruhumda hissediyorum. 

Eski bloğum, belki beni oradan tanıyorsun, orasını bırakmak zorunda olduğum, hatta daha en başta, bırakmak zorunda hissettiğim için bile kendimi çok kötü hissetmiştim. Evet, orası çok güzeldi. Çok çok güzel. Ama canımı en çok yakan neydi biliyor musun; orayı ben kendi ruhumdan inşa etmiştim. Sanki içimden bir parça gitmiş gibi hissettim. Güzel bir şey gördüğümde hep oraya koşardım. Güzel bir şey dinlediğimde hep oraya koşardım. Güzel şeyler okuduğumda, izlediğimde, hissettiğimde... Orada hep çok mutluydum, ki kendi hayatında pek de mutluluğu hisseden biri değildim. Bu benim özel gücüm gibi gelirdi biliyor musun? Galiba ben mutluluğu görüp çıkarıyorum, diye düşünmeden düşünürdüm. Çocukça veya değil. Zaten çocukça olmasında da bir sakınca yok; çünkü benim tüm ergenliğim ve ilk yetişkinlik dönemime girişim orada geçti. Ne uzun zaman değil mi? Ne önemli yıllar...

O kadar çok ağladım ki, sana bunun tarifini yapamam. Evim gitmişti evet. Güzel bir evdi bu, evet. Sanki sevdiğim bir varlık gibiydi; nefes alan bir varlık gibi, evet. Ama en önemlisi, dediğim gibi, ruhumdan bir parça gibiydi. İçimden çıkardığım tüm o yıldızlardan oluşan bir ışık kümesi gibiydi. Bir siteden fazlasıydı. Sanırım bu bende travmatik bir etki bıraktı. O sıralar hayatımda bazı şeyler de yolunda gitmiyordu. Sanki uzay boşluğuna düştüm biliyor musun? Evet, sanki hiçliğe düştüm. Aklımdan kötü düşünceler geçmedi. Daha fenası, hiçlik geçti. Hiçbir şey kalmadı diye düşündüm. Koşabileceğim bir evim bile yok artık. Yıldızlarımı dizebileceğim bir gökyüzüm bile kalmadı...

Ne dramatik! Yine de gerçek. Canım çok yandı. Çünkü o blog benim için canımın yandığı her anda koştuğum, bana merhem olan bir yerdi. Bu yüzden ifade edemeyeceğim kadar çok üzüldüm. Hayatımdaki tüm üzüntüler ve boşluklar sanki bu tek olayda sabitlendi biliyor musun? Belki de bu benim baş etme yöntemim oldu bilmiyorum.

Bir şeyler anlatmak için bir bloğa ihtiyacım yok tabi. Ama sen de bir blog yazarıysan eğer, beni anlarsın, burası başka bir yer. Eski bloğumdaki gibi olur mu bilmiyorum. Yine bir şeyler anlatacağım, belki sen de bana bir şeyler anlatırsın yorumlarda sevgili okur; ama bu kadar. Çünkü bağ kurmak yorucu bir şey. 

Biliyor musun, işin komik yanı, önceden eski bloğumda yazarken bazen aklımdan hiç kimsenin bilmediği yeni bir blogda kendi köşemde öylece yazma düşünceleri geçerdi. Blog okuru falan kalmadı tabi artık o ayrı. Benim de okurum azdı ama yine de kendimi çok fazla açmıştım ve sen beni tanımıştın. Bu beni korkuttu. Bu yüzden bırakıp gitmeyi düşünürdüm. Yeniden başlamayı. Yine de keşke böyle olmasaydı. Bu bana tarottaki kule kartını hatırlatıyor. Kule kartı kişinin yararına olmayan şeyleri yıkar. Bu yıkım her durumda acı verici olur. Ancak sonrasında kişi yeni bir şeyler inşa etmeye başlama imkanı bulur.

Peki neden çilekli bulutlar? Bu da kulağa çocukça mı geliyor? :) Belki biraz. Ama kimin umurunda. Bu blogta içimden geldiği gibi yazacağım. Önceki bloğumda bile bazen bunu yapamadığım olurdu. Neşeli olmak için çaba sarf ettiğim zamanlar. Anlayışlı olmak için çaba sarf ettiğim zamanlar. Kendimi tutmadan tutmaya çalıştığım zamanlar. Kendimi olduğum gibi anlatırdım o ayrı ama yine de... Bilmiyorum. Belki de hislerimi dengelemek için daha aydınlık bir yönümü, daha neşeli, canlı bir yönümü kelimelere dökerdim. Oysa insan tek bir şeyden ibaret olamaz. Bu blog ise, işte sadece bir günce. Bu kadar. Kendi halimde yazacağım bakalım. Bloğun ismini de kendi halimde uzanıp gökyüzünü izlerken buldum. Bulutlara yansıyan güneş ışıkları aklıma çilekleri getirdi. :)

Eski blog yazılarım burada yer almayacak. Çünkü en baştan başlıyorum. Bu blogda ne bulabilirsiniz peki? Okuduklarımı, izlediklerimi, dinlediklerimi ve belki... Hislerimi.

İyi okumalar olur umarım.

:)


bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsin.


Not: Bu blogda film afişleri dışında hep kendi çektiğim fotoğraflara, kitap-film yorumlarımda kullanacağım alıntılar dışında ise kendi düşünce yazılarıma yer vereceğim. Belirttiğim durumlar dışındaki her şey bana aittir.

Not 2: Kitap yorumlarım ve film önerilerim için bir instagram hesabı da açtım. Ancak orada çilekli bulutlar adı kullanıldığından ve ben hiç kullanılmayan bir isim almak istediğimden orada farklı bir isimleyim. Hesap İsmi: neptunlucadi

Not 3: Blog başlığımı da Neptünlü Cadı yapmaya bu nedenle karar verdim. Neptün hem görünüm itibariyle beğendiğim bir gezegen; hem de her ne kadar astrolojiden hiç anlamasam da, Neptün'ün anlamı gizem, hayaller falan fişman. Yani kendimi bir cadı olarak oraya yakın hissettim bir anda :)) Hem de Neptün tüm bu güzel rengine tezat olarak çok karanlık ve soğuk bir gezegen. İki uçlu kişiliğimi mükemmel derecede yansıtıyor sanki... Neyse efenim, özetle instagram hesabıma da beklerim.




28 yorum:

  1. İlkay hoşgeldin tekrar. Yokluğun çok hissediliyordu, iyi ki döndün. Seni çok iyi anlıyorum, bağlandığı şeyden kopmak insana zor gelir. Yeni başlangıçlar da güzel ama, hep yazmaya devam et. Seni gördüğüme çok sevindim. 😊🌺💐

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de hoş geldin yeni evime :) Yorumun yüzüme bir gülümseme kondurdu. Burada olmak sahiden de evimdeymişim gibi hissettiriyor. İsmi değişebilir, ev bile; ama sanki önemli olan bu his. Bilmiyorum, resmen kan geldi can geldi şu an bana :) Hele de sizin böyle güzel yorumlarınızı okuyunca. :)

      Sil
  2. Hoşgeldin İlkaycığım, iyi ki geldin.. Seni okumak çok güzeldi, yokluğunu da çok hissediyordum kendi adıma. Satırların, ilhamın bol olsun.. Sen hep yaz, biz hep okuyalım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) Çok sevdiğim bloglardan birisiniz. Hatta bloğunuzda da söyledim, yazmadığım dönemde de sessizce ziyaretinize geldim arada. Ama tabi aynı olmuyor. Bilmiyorum, komşu olmak daha başka sanki.

      Sil
  3. Ne iyi ettin de geldin:)

    Çok hoş bir dönüş olduğunu hissediyorum. Duramayıp döneceğini de biliyordum... Yazmanın en yakıştığı karakterlerden birisin, varsın eski okurlar olmasın. Bu alemin tadı başka bir şeye benzemiyor bence, o halde kaldığımız yerden tadını çıkarmaya devam:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Burasının tadı hiçbir yerde yok. Bir ara gerçekten küsmüştüm. Yazmaya değil de, işte böyle paylaşmaya. Ama olmuyor olmuyor. Kişiliğime ters :) Dedim instagram mı açsam sadece. Yok, o da aynı olmaz ki. Blog lezzetli bir yemekse, diğer popüler uygulamalar tatsız tutsuz şeyler :) O yüzden duramadım işte. Sanırım blog yazmanın tadını bir kere alınca o tattan vazgeçmek mümkün değil. En azından benim için durum bu. Bloğuma da hoş geldiniz.

      Sil
  4. O zaman tekrar hoş geldiniz :)

    YanıtlaSil
  5. ayyy gelcem yine de bi bakayım dedim :) 19 mayıs 2023 tarihli jane casey yazımda senden söz edince üzüldüydü arkadaşlarımız :) yanii yaklaşık bir ay sonra dönmüş oldun very good very nice :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya aslında cidden dönmeyecektim ama bir an ilham mı desem ne desem bir dürtü geldi ve pat diye açtım bloğu, ben de anlamadım :) Bir süre 1000Kitap'ta takıldım ama yok, orası asla kesmiyor. Boğuluyordum resmen. Benim anlatmam lazım uzun uzun :) Zaten uzun uzun anlatmayınca düşüncelerim de gelişmiyor. Blog yazmadığım dönemde yazdığım kitap yorumlarım hep yüzeysel kaldı. Yorum yazısı da öyle olur o ayrı da, ben derinlere inmeyi seviyorum :)
      Bu arada bu olay benim için cidden travmatikti. O yüzden küstüm baya bloğa da ona da buna da. Ama bu ilk yazımı yazarken bile kalbimin atışını hissettim. Bu hissi hissedebildiğim pek az şey var hayatımda.

      Sil
  6. Hoş geldinnn:))) iyi ki geldin:))) Yazmak, blog o kadar iyi geliyor ki insana, kopamıyorsun buralardan:))) Ayrıca bloğunun adını çok sevdim:))) Çok ama çok tatlı olmuş iki isim de:)))
    Bazen baştan başlamak inan o kadar iyi geliyor ki, yeni başlangıçları severim ben, her zaman farklı bir enerjisi olur:)))
    Bir daha gitme, yazılarını okumayı seviyorum:))) Geri dönmene gerçekten çok sevindim:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuzu görünce bile yüzüme bir gülümseme yayıldı gerçekten, çok özlemişim :) Teşekkür ederim bu arada :) İsimlere çok spontane karar verdim ama içime sindi diyebilirim. Sizin de beğenmenize sevindim :)
      Zaten kopamıyorum baksanıza :) Ama bloğun kopulacak bir yer olmadığını siz de çok iyi anlarsınız bence. Blog yazmanın tadı bana çok başka geliyor.
      Güzel düşünceleriniz beni mutlu etti. Böyle düşünmenize gerçekten çok sevindim. Çok sevgiler.

      Sil
  7. eski blogundaki gibi yazılar da olsun amaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendimi tutamadığımda olur kesin. Zaten ben kendimi tutamam ki :)

      Sil
  8. Uzun zamandır bloğa girmemiştim. Senin hesabının çalınmasına , kocaman bir arşivin gitmesine oyle üzüldüm ki. Bir de insan kendi gelişimini gözlemleyebilyordu o kadar uzun yıllar yazınca :(( sağlık olsun. Burada da nefis yazılar bulacağıma eminim:)) hoşgeldin:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle gerçekten çok üzücüydü. Hesabımda kendimi rahat hissetmiyordum. Bu olay ilk yaşandığında çok ağlamıştım. Çünkü orası benim için ev gibi bir yerdi. Bloğumu kapatmaya kendim karar verdim çünkü o kişi beni bir şekilde izliyordu. Kaldı ki haklıymışım da, sonradan yaşananlar bunu gösterdi. Her neyse, gerçekten üzüldüm. Bloğumu kapatmaya karar verdiğimde bloğumu gezmiştim. Açıkçası gerçekten çok güzel bir blogdu. O kadar güzel olmasaydın bu kadar üzülmezdim diye bile düşündüm. Umarım benim hislerimi hayatının bir noktasında anlar bunu yapan kişi. Tek söyleyebileceğim bu.
      Bu blogda da severek yazıyorum. Zaten yazmak başlı başına çok keyifli ve kendim gibi hissettiren bir şey benim için. Uçmak gibi :) Ama eski bloğumla aramda bir bağ vardı. Küçükken orada yazmaya başladım diye herhalde. O bağı kesmek zorunda kaldım. Artık ne söylense boş bu yüzden. Belki de hiçbir şeye böyle çok bağlanmamalı.
      Siz de hoş geldiniz. :) Güzel yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
  9. Ben de seni arıyordum! Birkaç gündür buralardayım ve görmeye alışık olduğum blogları gezerken seni bulamayınca bir telaşa kapılmıştım. Birkaç yorumda adını görünce acaba dedim benim tanıdığım İlkay mı? Çok şükür öyle olduğunu düşünüyorum :) Henüz blogunu neden kapadığınla ilgili olan yazını okuyamadım ancak vedaların hüznünü az buçuk biliyorum, eminim bu yeni blogun da sığınacak bir limana dönüşecektir zamanla. Mavi renk yazılı blogunu da anılarımızda hatırlayacağız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten can sıkıcı olaylar yaşadım ve bunun sonucunda bloğumu bile kapattım :( Ama bir kere alışmışım buralara, işte bırakamadım. Bahar boyunca hiç yazı yazmadım ve ölüm gibiydi benim için... Sonra bu böyle olmayacak deyip -ki gerçekten blog olayına küsmüştüm aslında- yeni bir blog açıp sıfırdan başladım. Ve mavi satırlar... :')
      Hoş geldin yeni evime :)

      Sil
  10. Öncelikle tekrardan hoş geldin. Sanırım 2 ay kadar bir süre yokmuşsun, bunun senin için ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorum. Yaşadığın durum gerçekten çok üzücü. Bunu yapan kişi ya da kişilerin eline ne geçti onu da asla öğrenemeyeceğiz sanırım ama umarım hiçbir hayrını görmemişlerdir.

    Eski blogunu kendi ruhunla inşa etmiştin evet ama ruhunu kimse senden çalamaz, burada inşa ettiğin yeni yeri keşfetmek için sabırsızlanıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında iki iki buçuk ay kulağa az geliyor ama hayatımın çok afedersin b...tan zamanları olduğundan dolayı bana kendimi çok yalnız hissettiren bir olaydı bu. Başka zaman olsa da aynen yıkılırdım ama bu süreçte tek kalem de yıkılmış gibi hissetmiştim. Gerçekten çok kötü zamanlardı. Kendimi anlatamadım çünkü. Birilerine anlatmak istesem de o birileri yoktu. Malesef kimse yoktu. Eh işte artık bloğum da yoktu üstüne.
      Öyle. Zaten artık ne dense boş. Ne yapayım yani :) Zaten kaynak benim. O yazıların da kaynağı bendim, o bloğun da; bu yazıların da, bu bloğun da. Ben olmadan onlar solgun birer gölge, bu kadar. Hem burada yazdığım yazılar daha başarılı ilerliyor sanki. Orada daha koyvermiştim son dönemde. :)
      Teşekkür ederim <3

      Sil
    2. Bu gibi hissettiğin zamanlarında bana yazabilirsin. Bahsi geçen zaman diliminde ben de kendi yaşadıklarımla boğuşuyordum, o yüzden pek bir desteğim olamazdı ancak bundan sonrası için bunu hatırlamanı ve söylediğim şeyin bir kibarlık yapma çabası olmadığını, dürüstçe bunu söylediğimi bilmeni isterim. Her ne kadar şahsen bir tanışmamız olmasa da ben blog geçmişlerimizi, yaşlarımızı ve kimi ortak yanlarımızı gördükçe hep kendimi sana yakın hissetmişimdir. "Orda bir İlkay var uzakta" misali herhalde :)

      Buradaki yazılarının daha başarılı ilerlemesine de sevindim bu arada. Fırsat buldukça yazılarını okumaya devam edeceğim.

      Ben teşekkür ederim <3

      Sil
    3. Teşekkür ederim, ben de sana karşı aynı şekilde hissettim hep. Yaşıt ve ortak noktalarımızın olmasından dolayı sanırım. Aslında halledilmeyecek, çok çok büyük sorunlarım yoktu ama bir ara çok fazla ağlıyordum ve yanımda olmasını istediğim birileri yanımda yoktu. Bazı şeyleri de söylemezsin, karşıdaki kişinin de anlaması gerekiyor neticede. Yine de biraz üzücüydü benim için. Geçti ama üzüldüm.
      Tekrardan teşekkürler ve sevgiler. <3

      Sil
  11. Canım İlkay birkaç aydır şehir dışındaydım. O yüzden bloga girememiştim. Bloga girer girmez sevdiğim sayfalara göz attım. Seni adın ve sayfan değişmiş olarak bulunca ilk çok şaşırdım. Çok tatlı olmuş ismin. Profil resminde ne hoş. Yine güzel yazıların harika tavsiylerinle bizimlesin. Blogun yan kısmında olan alıntılar bölümü öyle kalbime dokundu ki. Umarım şu anda yaşamının güzel bir dönemindesindir. Bi şeyleri en baştan inşa etmek zordur. Ama her zorluk beraberinde insana çok fazla şey katar. Mevlana'nındı galiba "yapmak için yıkmak gerekir." tarzı bi şeydi. bir bahçeye tohum atılacağında ilk başta sürersin tarumar eder otları yolar dımdızlak bırakırsın ki sonra güzel tohumlar toprağa güzelce yerleşsin ve çiçekler açsın. umarım yüreğinde en güzel çiçekler açar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Nil, hoş geldin iyi ki geldin. <3
      Yorumun yüzüme bir gülümseme bıraktı. Güzel yorumun ve dileklerin için çok teşekkür ederim. Yan taraftaki alıntılara değinmen, onları beğenmen beni ayrıca mutlu etti. Çok sevgiler. :)

      Sil
  12. Ayy bizim İlkay mı diye aradım taradım eski bloğu araştırdım derken bu yazıyı görünce yeniden yazdığını görünce mutlu oldum :). Hoşgeldin yeniden, seni okumak çok güzel, burada olduğunu bilmek de <3.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Yorumunu görmek beni gülümsetti. Eski bir arkadaşla karşılaşmışım gibi. Çok sevgiler <3

      Sil
  13. yaa çok üzüldüm çalındı galiba blogun. umarım bi daha asla olmaz. bu sefer her şey çok daha güzel gelişsin senin için :) biz seni tanıdık evet ve ben de daha çok okumayı hep isterim yazdıklareını

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, öyle oldu. O kelimeyi anmak bile istemiyorum. Benim için öyle travmatik. Ama çalındı mı ondan bile emin değilim. Tek bildiğim kim olduğunu bilmediğim birisinin önce instagramıma sonra da bloğuma musallat olduğu. En son çare bloğumu kendim kapattım. Sonra da tatsız bir şeyler oldu ama artık ilgilenmiyorum. Beni kötü etkiledi çünkü.
      Evet, güzel olacağına ben de inanıyorum. Eski bloğuma manevi bağ geliştirmiştim. Orada büyüdüm, az değil yıllardır yazıyordum. Ama olsun, bu bloğu da inşa ettim işte bir şekilde. Nerede olursa olsun yazmak, paylaşmak ve sizlerle iletişimde bulunmak bana iyi geliyor.
      Ziyaretin için teşekkür ederim. Sevgiler, selamlar. :)

      Sil

Diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.