3 Eylül 2023 Pazar

My Life Without Me (Bensiz Hayatım) | Film Yorumu


Yönetmen: Isabel Coixet

Senarist: Isabel Coixet

Yapımı: 2003 - Kanada, İspanya


''Bu sensin. Yağmurda gözler kapalı. Böyle bir şey yapacağını hiç hayal etmezdin. Kendini hiç böyle görmemiştin. Bunu nasıl tanımlayacağımı bilmiyorum. Bu tıpkı aya bakan o insanlardan biri olmak gibi. Ya da saatlerce günbatımını seyreden insanlardan biri olmak gibi. Sanırım ne tür insanlardan söz ettiğimi biliyorsun. Belki bilmiyorsun. Her neyse, böyle biri olmak hoşuma gidiyor. Soğukla savaşmak... Suyun ıslaklığını tişörtünde hissetmek. Bu ıslaklığın tenine işlemesini hissetmek. Ve toprağı hissetmek. Ayaklarının altında büyüyen yumuşak otları hissetmek. Ve... O kokuyu. Yapraklara çarpan yağmur damlacıklarının sesini. Okumadığın kitaplarda sözünü ettikleri tüm şeyler. Bu sensin.'' 


Kaynak: Pinterest

Öleceğinizi öğrenseydiniz ne yapardınız? Hissetmek ve düşünmek. Bunlar bile değil. Yapmak. Çünkü bitmiş, sana söyledikleri bu. Donup kaldığın o an. Bir şeyler yapmalıyım, dediğin. Ann (Sarah Polley), henüz 23 yaşında çok genç bir kadın. Bir gün iki ay ömrü kaldığını öğreniyor. Üstelik onu iki küçük kızı okul kapısında beklerken. O anda bile endişelendiği en önemli şey bu oluyor. ''Kızlarımı okuldan biri almalı, anneme haber verdiniz mi?..'' diye ricalar ediyor.

Ann çok genç yaşta evlenmiş, çok genç yaşta anne olmuş ve çok genç yaşta öleceğini öğrenmiş çok güzel birisi. Ancak daha ne kadar güzel birisi olduğunu bile keşfedememiş. Bu habere üzülemiyor bile; çünkü zaten yaşamın ne olduğunu keşfedememiş. Eşini çok seviyor, kızları zaten her şeyi. Ama Ann, hiç kendi için yaşamamış ki. 

Ann sınırlı zamanında sadece 'bir şeyler' yapıyor. Düşünce ve hisleriyle değil, eylemleriyle yaşamayı tercih ediyor. Sadece yapıyor. Kızlarına, kocasına, annesine, hapisteki babasına, yeni komşularına, iş arkadaşına, sokaktaki kuaföre, çamaşırhanede tanıştığı tatlı adama veda ediyor. Ann, öleceğini öğrendikten sonra gerçekten dünyaya bakıyor ve bu gördüğü dünyanın içindeki kişilerle sessizce vedalaşıyor.

Daha giriş sahnesinde bile beni kalbimden yakalayan bir film oldu. Ciddiyim, beni resmen yakaladı. Bilgisayarımın ekranından bir ok çıktı ve kalbime saplandı. Bu ok bazı sahnelerde olduğu yerde döndü, canımı yaktı. Bazı sahnelerde biraz gevşedi, rahatlattı. Bence film ölümü işlemiyordu, yaşamayı işliyordu. Yaşamak, en güzel bu biçimde anlatılabilirdi belki de. Pek çok süslü cümleyle değil; ancak hayatının son günlerinde yağmuru hissetmeyi düşünmüş çok genç bir kadının şaşkınlığıyla.

Yaşayamadığımız tüm o hayatlarda sözünü ettikleri tüm şeyleri düşünelim. Onları yaşamaya nereden başlardık? Hangi adımla? Seni seviyorum. Sana sarılıyorum. Yağmuru hissediyorum. Dolunayı görüyorum. Aşık olmama izin veriyorum. Güzel yemekleri yiyorum. O güzel eteği giyiyorum. Güzel bir uyku çekiyorum. O hep çok istediğim, yüreğimi çarptıran şeye başlıyorum. Kendime adil davranıyorum. Sevdiğim her şeyi\ her şeye sevdiğimi gösteriyorum. 

Çünkü Ann'ın da söylediği gibi: 

''Yaşayamayacağınız bir hayat için pişmanlık bile duymuyorsunuz. Çünkü o zamana dek ölmüş olacaksınız. Ve ölüler hiçbir şey hissetmez. Pişman bile olmazlar.''


Çok beğendiğim bir film oldu. İlgisini çekenlere öneriyorum.


My Life Without Me soundtrack dinlemek için tıklayabilirsin.




8 yorum:

  1. izlemedim izlicem tabiiii :) kanada filmlerine ayrıca sempatim var :) sarah polley e de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha evvel oynadığı veya yönettiği bir filmi izlememiştim ama buradaki karaktere tam uymuştu bence. Beğendiğim bir film oldu. İzlersen iyi seyirler dilerim. :)

      Sil
  2. İlginçmiş, ama kesin izlerim diyemedim malum ben genelde film dünyalarında yokum. :D

    YanıtlaSil
  3. Karman çorman hissettiğim bir dönemden geçiyorum ve belki de bu film önerin bir işarettir. Bu filmi izlemem, yaşama olan bakış açımı değiştirmem gerekiyordur. Teşekkür ederim öneri için ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimiz böyle dönemler yaşayabiliyoruz. Böyle zamanlarda ben benimle bağ kurabilecek veya benim bağ kurabileceğim bir şeylere gereksinim duyuyorum. Daha çok ilki. Filmlerle tabi ki bizler izleyip bağ kurar veya kurmayız ama filmlerdeki karakterler de bizimle benzer çıkmazlarda olduklarında sanki onlar bizi anlıyorlarmış gibi hissedebiliriz. Böylece işte onlar da bizimle bağ kurmuş olurlar bir şekilde, mecazen de olsa. :) Bu filmi izlerken de böyle hissetmiştim. Sen böyle hisseder misin bilmiyorum ama bunun dışında da kendini izlettiren bir filmdi bence. Öneririm. :)

      Sil
  4. Konusu ilgi çekici ama iç karartıcı bir yanı da var. Bir ara bakayım filme:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğim bir film oldu. İzlerseniz siz de seversiniz umarım :)

      Sil

Diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.