1 Nisan 2025 Salı

Nisan.


Ağaçların yaprakları yeniden yeşilleniyor. Ve dalları, yeniden şekilleniyor. Buna tanık olmak beni hep gülümsetir. Çünkü bu bir çeşit doğum anıdır ve buna tanık olmak, tanık olabilmek, yaşamın yeryüzüne çıkardığı bir hediyedir.

Bunu fark etmeyeli bir süre olmuştu. An'a tanık olmayalı. Bu nedenle, sabahın serinliğinde yürürken ve kuşların sesi her yerdeyken, güneşin parlaklığını gördüm. Hafifçe dağılan bulutları, maviliği, yaşamı... Ne güzel bir andı. Ne güzel bir histi.

Başka zaman olsa anında fotoğrafını çekerdim. Bunu yine düşündüm. Ama açıkçası biraz da üşendim... Öte yandan o an, daha doğrusu o andaki ben, orada kalmak istedim. Güneş parlarken, rüzgar yapraklarla selamlaşır, kuşlar birbirlerine laf atarlarken... o anda yürümek yürümek.

O an'ı gördün mü sevgili okur? İşte nisan bana böyle hissettiriyor. Bir ara mevsim anını. Bir geçiş: Bir doğum anı.

Doğarken itilmemiz gerekir. Geçiş böyle olur, değil mi? Anne rahminden, gün ışığına.

Kendi içimizde dertop olmak belki de rahatlık sağlayabilir. Ancak, karanlıktır. Anne karnı, karanlıktır değil mi? Karanlıktır ve bir bebek ışıkla, doğduğu an tanışır. Ciğerlerine havayı çeker... ağlar, ağlar.

Bir bebek doğar, tanışır ve ağlar. Değil mi? Sonra da büyür; ve biz buna yaşamak deriz.

İnsan her an yeniden doğabilir mi? Büyüdüğü yerden ansızın, bir daha doğabilir mi? Bunun bir kereye mahsus olması ne büyük talihsizlik olurdu!

Bayramda anneannemin tatlısından yedim. Bu, en sevdiğim şey. Küçük kuzenlerimi sevdim ve onların her geçen yıl ne kadar büyüdüklerini fark ettim. Bunu onları gördüğüm her an düşünüyorum. Zaman nasıl bu kadar hızlı geçti diye. Ben onların kuzenleri gibi değil de, teyzeleri gibiyim sanırım. Onlar da benim kuzenim gibi değil de, yeğenim gibiler. 

Doğduğu günü dün gibi hatırladığın birinin büyüyüşüne tanık olmak garip değil mi? Belki birileri de benim için böyle hissediyordur.

Geçen gün odamdaki tüm posterleri kaldırdım. İllüstrasyon olan bazı posterleri kitaplık yanlarına vs asmıştım. Ama o kadar uzun zamandır oradaydılar ki, silerken artık yırtıldılar... Ben de çıkarıp attım. Onlardan sıkılmamıştım da, ne bileyim... Yokluklarını fark etmiyorum bile.

Bayram zamanı babaannemlere giderdik. Şimdi de gittik. Mezarlıklar beni hep etkiliyor. Kötü anlamda değil, sadece etkiliyor. İçimden onlarla konuştum. Babaannemle ve dedemle. Sence beni duymuşlar mıdır?

Mezarlığın yan tarafında küçük bir bölüm vardı. O kadar küçüklerdi ki... işte bu beni kötü etkileyen bir şeydi. Mezarlığa gittiğimde, herhangi birinin içinden anlık olarak geçtiğimde de, hep ölmüş kişilerin yakınları için de dua ederim. Dayanabilmeleri için. O küçük mezarların yakınlarının da umarım kalpleri ferahlar.

Kendi başıma gitmek istediğim bazı yerler var. Hep erteliyorum. Umarım baharda gidebilirim.

Gitmek istediğim bazı yerlere gidebilmem için çalışmalıyım. Kendim için, çalışmalıyım.

Ocak ayına başlarken çok güzel, çok da işlevsel olduğunu düşündüğüm bir plan yapmıştım. Ancak uygulayamadım. Sonra da uygulamadım. Nisan ayı yeni bir şeylerin, doğanın, doğuşunu anımsattı bana madem, o zaman bu işlevsel planı şimdi uygulamak ve en önemlisi istikrarlı kalmak için doğru zaman!

Dünden önceki gece yıldızları izledim. Bütün gün gökyüzü bulutluyken, gece yıldızlar parlıyordu. Önce bir tane, sonra bir tane daha. Bu, Aslı'nın oyunuydu. Yıldız bulmaca! Sanırım, kendi içimdeki unutmak istemediğim bazı özellikleri bu karakterin içine saklamıştım. Aslı benim için, mutlu anlarımda aynada gördüğüm yüzümdü. Hayır, sadece mutlu ifadesiyle bunu geçiştirmek doğru değil. Zaten, mutluluk ne? Hiç. Önemli değil ama işte biliyorsun ;), değerli. Mutluluk değerli. Bu nedenle, onu değer verdiğimiz şeylerde bulabiliyoruz. Bu nedenle, pırıltı keşfetmek, daha doğrusu pırıltılı anları yaşamak, hep en sevdiğim şeylerden olmuştur. 

İçimde sonsuz bir merak var. Oysa ben, bu merakı beslemek yerine sık sık haklı olma hırsına kapılıyorum. Haklı olmak haklı olmak haklı olmak. Neye yarar? Çok şeye! Ama kişisel yaşamımda, doğru noktaları seçemiyorum haklı olmak için. 

Korkular ve hırslar, bir nefesin içinde yoktur.

Yazılarımı sildikten sonra bir tek doğum günü yazılarımı sildiğim için üzüldüm. Çünkü o yazılarımın yorumlarında bana hediyeler vermiştiniz. Daha dikkatli olmalıydım...

O halde, lütfen bir hediye daha bırak bu yazının yorumuna. Kimlere ulaşır bu yazım bilmiyorum ama; bana ışık hızında geçtiğini düşündüğüm bu yılın ilk üç ayında, yani nisan ayına gelene kadar, öğrendiğin veya fark ettiğin bir şeyi yaz. Ya da... öğrenmek istediğin, somut veya soyut bir şeyi. Ya da... içinde yeşeren yeni bir şeyin varlığını, tabi ki istediğin kadarınca, anlat bana (bize).

Dün, iki papatya falı baktım. İstediğim sonuç çıkmadı. Ama sorun değil; baharda bir sürü papatya vardır.

Bu ay kalbimize sakuralar yağdıran haberler alalım, olaylar yaşayalım. Yağmurunu boşaltan bulutlar gibi rahatlayalım. Mis gibi toprak kokusuyla dolsun hayatımız.

Güzel bir ay dilerim.


başka bir şey ararken bulduğum şarkı.





12 yorum:

  1. Yazılarına göz atarken, okurken insanın emin olacağı bir şey var ki, tüm bunları yazanın küçük meraklı bir çocuk olduğu :) Bu çok net.
    Ancak bir o kadar da yazdıklarını silen bir çocuk... bazen başlığına bakıp büyük hevesle girdiğim yazının yerinde yeller esince, öyle bir hayal kırıklığı ile gidiyorum ki bulunduğum yerden, uzun bir süre blogrollda bir yazı görsem bile yine ters yüz olmak istemediğimden girmiyorum. :( (bu da sana itirafım olsun)
    Evet, zira kendimi bir yazı okumak ve satırlarda dolanmak üzere hazırlamışken yüzüme kapı kapanmış gibi hissediyorum. :)
    Nisan gerçekten muhteşem bulduğum ve çok sevdiğim bir aydır, mucizedir bir nevi bana göre. Bunda bu ayda doğmamın etkisi de olabilir ama ben hep mart sonu ve nisan boyunca tabiatın renklenip canlanmasından inanılmaz etkilenmişimdir. İşte sana tamamiyle samimi, içten, doğal bir yorum (bir nevi hediye dediğin gibi) :) Belki yazıyı silmek değil de silikleştirmek de bir çözüm olabilir, ne dersin?
    not: bu arada yazıda fotoğraf çıkmadı bende :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hoş geldiniz. :)
      Aslında tam da bu nedenle, ''meraklı bir çocuk'' imajından öteye giden yazılar yazamadığımı düşündüğüm için yazılarımı sildim. Yazılarımı sildikten sonra BİLMİYORUM başlıklı bir yazı yayınlamış ve orada buna değinmiştim ama sonra onu da sildim. :) Çünkü, açıklamaya gerek olmadığını düşündüm ve aslında kimsenin bununla (doğal olarak) ilgilenmediğini, daha ziyade kendim için bir açıklama yaptığımı düşündüm ve o yazımı da sildim.

      O sildiğim yazımda, aslında kişiliğimin ''tatlılıktan'' bağımsız yanları olduğunu ve baskın yanımın bu çocuksu yan olmadığını, bu nedenle yazılarımın bir yerden sonra bana çok da gerçekçi hissettirmediğini yazmıştım. Öte yandan, yıllar boyunca blog yazdım ve bununla övünebilirim. :) Çünkü hiç bırakmadan ve aynı sevgi ve tutkuyla bir işi yapabilmek benim başarı tanımımla yüzde yüz uyuşuyor. :) Ve blog yazmak bana kişiliğimdeki gölgede kalmış, kalmak zorunda olmuş :), yanlarımı keşfettirdi. Bu meraklı çocuk veya tatlı yazılar yazan kız tarafım da bunlardan biri.

      Yazılarımı hem seviyor, hem de onlardan nefret ediyordum. Dediğim gibi aslında başkaları için bunun önemli olmadığının farkındayım. Büyük bir şey değil ama benim için değerli ve anlamı olan bir şey. Blog yazarları kadar beni yakından gören olmamıştır sanırım. Beni uzun süredir okuyan biri ne anlattığımı anlar, biliyorum. Ancak beni tanıdığını sanan biri yazılarımı okuduğunda, hele de beni yüz yüze görmüşse :), yanılabilir ve bu yanılgının da beni sinir ettiğini fark ettim. :) Bu da önemli değil; ama benim için değeri olan bir durum. Yani özetle, yazılarımı silme nedenim buydu. Bu yazılardan ibaretmişim gibi görüldüğümü düşünmem.

      Nisan ayını oldum olası severim. Hatta keşke doğum günüm de bu ayda olsaydı. :) Yağmurun ve güneşin bir arada olduğu bu ayda, kendimden çok şey görüyorum ve aynı zamanda yeryüzünün canlanmasını ilham verici buluyorum.

      Hediyeniz için, yorumunuz, ziyaretiniz ve itirafınız için teşekkür ederim. :)

      Yazının en sonunda, notlar bölümünden hemen önce, bir resim var aslında. Çiçeklenmiş ağaçların altında yürüyen çocuklar var resimde. Benim bilgisayarımda da telefonumda da fotoğraf çıkıyor aslında ama sizde yok mu ki? Veya diğer okurlarda?

      Her neyse. Güzel bir ay diliyorum. Benim, sizin ve herkes için. Ülkemiz için de. Ayrıca doğum gününüzü şimdiden kutlarım. :)

      Sil
    2. Yeniden girdim yazıya ve maalesef bilgisayarda resmi göstermezken, cep telefonunda gösteriyor. İlginç...
      Kutlaman için ben de teşekkür ederim şimdiden. :)
      Bence senin ruhunun doğum günü nisan olmalı, çünkü yazdıkların bana hep öyle hissettirmiştir. <3
      Sevgiler,

      Sil
    3. Önemli değil, zaten yeni çekilmiş bir fotoğraf olması daha iyi. Fotoğrafı değiştirdim :)
      Rica ederim :)
      Doğum haritamda güzel bir konumda koç etkisi olsa güzel olurmuş ama her şeyi de gezegenler ve burçlardan beklememeli ve kendimiz yapmalıyız diyerek kendim bu etkiyi hayatıma vereceğim inşallah :)) Ve evet, biraz bahar çocuğu moduna geçebiliyorum bazen ama tam bir oğlak ve kış insanıyım :) Ama teşekkür ederim güzel yorumunuz için.

      Sil
  2. Nisanı, baharı ne güzel yorumlamışsın. İlkbahar ve çiçekler bana da doğuşu anımsatıyor, sanki hayat yeniden başlıyor gibi. :)
    Bu yılın ilk üç ayında neler öğrendiğimizi sormuşsun. Bir şeyler öğrendim mi bilmiyorum ama yaşam tarzımı hafiften değiştirmeye odaklandım. Alışkanlıklarım, hedeflerim biraz daha farklı olmalı gibi hissediyorum. Belki biraz sabrı öğrenmişimdir. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Zaten astrolojik olarak yeni yılın başlangıcı koç (burcu) yeniayı ile başlıyor :) Aynı şekilde bahar başlangıcıyla birlikte, 21 Mart, yeni yıl döngüsü başlangıcı kabul ediliyor bazı mitlerde, hikayelerde. Ben de içsel olarak böyle hissediyorum bahar ayları için, doğuş gibi.

      Sabır gerçekten mühim ve öğrenilmesi gereken bir şey. Ben bu konuda yetersizim ancak üstüne çalışacağım. Bazen bir şeyleri bırakmalıyız ki yeni bir şeyler başlasın. Bazen de bizde olan şeyleri dönüştürmeli ve işlevsel hale getirmeliyiz. Bazen bu gerekiyor ve bunu hissediyoruz. Yeni alışkanlıklarının sana iyi gelmesini ve devamlılığını dilerim. :)

      Sil
  3. Yazını okurken içimde gerçekten sakuralar açtı. Her cümlende bir bahar nefesi vardı sanki... O ‘anı’ yakalama halin, gözlem gücün ve o gözlemleri kelimelere böyle yumuşacık dokuyuşun... çok kıymetli. İnsan gerçekten her an yeniden doğabilir. Ve evet, papatyalar hep yeniden çıkar karşımıza. İyi ki yazıyorsun. Müzik zevkini de seviyorum! Güzel bir şarkıymış... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne hoş bir yorum bu, böyle düşünmene gerçekten çok sevindim <3

      Sil
  4. çok duygulandım bu yazında. bayram, mezarlık, yıldızlar, merak bölümlerinde :) çalışırsın gidersin yaparsııın :) ya en sevdiğim iki blogcu oldu hep :) sen ve bir pembesever. pembe olan çok gözükmüyor işte yaniii :) bir de dersler, tez, yüksek filan onu bitir de sonra çalışmak, iş filan artıkın herhalde :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim <3 Böyle düşünmene gerçekten sevindim. Bir Pembesever'in yazılarını ben de seviyorum. Bu sıralar yazmıyor ama her yazısında sanki tanıdığım biriyle buluşmuşum gibi bir his veriyor yazıları bana.

      Sil
  5. Planını uygulayamamış olabilirsin. Ya yeniden dene ya da revize et. Sana en uygun olanı buluncaya kadar denemeye devam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet daha uygulanabilir ve esnek hale getirebilirim. İstikrarlı olmak önemli aslında, bunun için çalışacağım :)

      Sil

Diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.