![]() |
Yazar: Mine Söğüt, Yayınevi: YKY |
Kitap tam olarak adını yansıtıyor diyebilirim. Kırmızıya boyanmış bir zamanın içinde hareket eden karakterlerin öykülerini. Bu karakterlerin arasında hiçlikten çıkıp Haliç'e demir atan Zaman Dayı, evveli bilinmeyen meczup Halat Niyazi, yaşamı mutluluk dolsun diye Hüsran adına hapsedilmiş küçük bir kız çocuğu, babasının izini ararken kaybolan genç Botan ve kendi yolunu kazan Deli Gavur Leon... Tüm bu karakterler garip... zamanın içinde asılı kalmış hikayeleri daha garip. Hepsi de kırmızı; insanı delirten, kendine çeken ve yok eden: Kan kırmızı.
Bu kitabı yıllar evvel okumuş, yazarın anlatımından çok etkilenmiştim. Öyle ki, kitabın içeriğinde neler yaşandığını unutsam da yazarın anlatımına olan beğenimi yıllar boyunca içimde taşıdım. Şimdi kitaba dair hiçbir fikrimin kalmadığı geçtiğimiz günlerde, onu sanki ilk kez okuyacakmışım gibi heves dolu bir hisle kitaba başladım. Yine beğendim, en çok da -yine- yazarın özgün anlatımını sevdim. Ancak bu kitabı ilk kez okuyan yedi yıl önceki İlkay ile aynı şeyleri düşünmemiş olacağım ki, bu seferki beğeni seviyem çok daha aşağılarda kaldı. Çünkü kitabı ilk okuduğumda gerçekten çok etkilenmiştim. Liseden yeni mezun olmuştum ve edebiyatın içinde kaybolmak kaybolmak kaybolmak arzusundaydım. Bu kitap o zaman bana farklı bir dünyanın varlığını hissettirmiş olmalı. Kendi sesimi bulabileceğim konusunda bana cesaret vermiş olmalı. Bu bakımdan, şimdiki okumamda ilk okumama nazaran kitaptan daha az etkilenmiş olsam da, bende yer etmiş bir kitap olmuş Kırmızı Zaman.
Mine Söğüt kendine has bir dünyası olan yazarlardan. Yine yıllar önce okumuş olsam da yazardan Beş Sevim Apartmanı isimli kitabı okumuş, onun da anlatımına hayran olmuştum. Özgün bir ses olmak edebiyat dünyası için mühim diye düşünüyorum. En azından bir okur olarak bende, sesini duyabildiğim yazarlara ve kitaplara karşı farklı bir ilgi oluşuyor. Yazar önce, masalsı bir anlatımla okurunu kurgusuna davet ediyor. Baya baya kapıdan içeri buyur ediyor. Ne olacağını kestiremeyen okurlarına (en azından bana), tam da kurgunun olağanüstülüğünde kaybolmuşken, bir anda yüzüne çarparak gerçeği söylüyor. Yazar kurgularında gerçeküstücü bir dille toplumun gerçekliklerini işliyor diyebilirim. Bu kitapta ayrıca her bölüm başında o bölümün odak noktası olan kelimeye dair özel bir sayfaya yer verilmiş. Kelimenin anlamı, terimsel kullanımı vs açıklanmış.
O halde, kitaplarla kalın.
Ve iyi bayramlar.
ALINTILAR
Küçükken anneannem bana, sonsuz zaman algısından bahseden bir masal anlatmıştı: Çocuklar zamanı algılayamadıkları yaşlarda, tüm evrene hakim olan o tanrısal sonsuzluğu hissedebilirlermiş. Bu onları huzurlu ve korkusuz yaparmış. Zamanı algılayamadıkları için zamanın geçişini de fark etmez ve kendilerini ölümsüz bilirlermiş. ''Sen,'' demişti, ''şimdi o sınırsız zaman algısının büyüsündesin; zamanın geçip gittiğini fark ettiğin an büyüyeceksin.'' (Sayfa 9)
Hayat tuhaflıklar doludur ve katlanılabilir olmasını bu tuhaflıklara borçludur. (Sayfa 11 - Tuhaf)
Onun aç bir kedi yavrusunun mama tasına kafasını sokuşu gibi kafasını kitaplara gömdüğünü ve içindeki kelimeleri, cümleleri, öyküleri büyük bir iştahla okuduğunu görünce seviniyor... (Sayfa 35)
İnsanoğlu gerçeklerden kaçar, çünkü efsanelere inanmaya meyyal doğar. (Sayfa 37 - Efsane)
Hepsi masal bunların... Sakın ola bulutlardan, topraktan korkmayasın... Korkacaksan sadece kötü niyetli insanlardan bir de Allah'tan korkacaksın. (Sayfa 50)
İnsan eğer asılsız korkulara kendini kaptırırsa gerçekten korkması gerektiği zaman, korkuya gafil avlanırdı. O yüzden korkunun üstüne gitmeyi bilecekti. Geceleri çekyatın altından sesler mi geliyor, korkup büzüleceğine eğilip çekyatın altına bakacaktı. Korkuyu gözlerini kapayarak değil ancak açarak alt edebilirdi... (Sayfa 74)
Delirtmek birinin aklını yitirmesine neden olmaktır. (Sayfa 107 - Deli)
Becerebiliyorsan, sen kendinden özür dile. Affedebilirsen, sen kendini affet. (Sayfa 111)
Başlayıp biten bir sürü geçmiş, aynı zamanda başlayıp bitecek bir sürü de gelecek demektir. (Sayfa 125)
Olağanüstü güzel şeylere rüya gibi denir. (Sayfa 129 - Rüya)
Yaşamanın ilk şartı bir gün mutlaka ölmektir. (Sayfa 147 - Ölmek)
Şair, sözü kendince söyleyendir. (Sayfa 181 - Şair)
Divan edebiyatında sevgilinin gözleri ve gamzesi aşığın ölümüne neden olacak kadar güzel sayıldığından cellat diye tanımlanır. (Sayfa 211 - Cellat)
Hayat, oyuncu bir kedi,
Ne zaman pıta atacağı nereden belli!
Marifet tadı alarak yaşamakta,
Bazen akıllı bazen deli. (Sayfa 213)
Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.
bu yazardan sadece beş sevim i okudum ve benim de saygı duyduğum yazarlardan oldu o kitabıyla :) yani okuyabilirim kitaplarını :)
YanıtlaSilYa aslında bu kitabı da iyi bir kitap. Beş Sevim'i sevdiysen bunu da seversin. Ama dediğim gibi ben ilk okumamda kitaptan çok etkilenmiştim. Çünkü o zamana kadar daha evvel hiç böyle bir anlatımla karşılaşmamıştım, beni büyülemişti :) Ama şimdiki okumamda ilk okumam kadar etkilenmedim. Yine güzel ama yani diye düşündüm. Ama kitabı hiç okumamış biri veya direkt bu tarzda hiç okumamış biri daha çok etkilenebilir.
Sil